Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçu, toplum düzenini korumak amacıyla düzenlenmiş, bireylerin hayatını, beden bütünlüğünü ve malvarlığını tehdit eden eylemleri cezalandıran bir suç tipidir. Bu suçun varlığı için mutlaka bir kişiye doğrudan zarar verilmiş olması gerekmez; önemli olan toplumun genel güvenliğinin tehlikeye sokulmasıdır. Örneğin, bir yerleşim alanında silahla havaya ateş etmek, herhangi bir kimseye zarar vermese bile toplumda kaygı, korku veya panik yaratabileceği için suçun oluşmasına sebep olur. Türk Ceza Kanunu’nda bu düzenleme, “Topluma Karşı Suçlar” başlığı altında, TCK m.170’te yer almaktadır. Ayrıca, tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması, imal edilmesi veya nakledilmesi ise ayrı olarak TCK m.174 kapsamında ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.
Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma Suçunun Unsurları
Bu suç tipi, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Failin gerçekleştirdiği eylem farklı şekillerde ortaya çıkabilir; yangın çıkarmak, patlayıcı kullanmak veya silahla ateş etmek gibi fiillerin her biri suçun işlenme yöntemidir. Suçun en önemli özelliği, belirli bir kişiye değil, topluma yönelmiş bir tehlike barındırmasıdır. Bu nedenle failin kastı doğrudan bir kişiyi hedeflemese bile, ortaya çıkan tehlikenin geniş kitlelere yönelmiş olması suçun oluşması için yeterlidir.
Kanun, suçun işlenişini iki ayrı kategoriye ayırmıştır: somut tehlike suçları (TCK m.170/1) ve soyut tehlike suçları (TCK m.170/2).
Somut Tehlike Suçu (TCK m.170/1)
Somut tehlike suçunda failin eyleminin gerçek bir tehlike doğurması aranır. Yani fiilin gerçekleşmiş olması yetmez, aynı zamanda fiil sonucunda toplum açısından gerçek bir riskin oluşması gerekir. Kanunda sayılan hallere göre:
- Yangın çıkarmak,
- Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığa, sel veya taşkına neden olmak,
- Silahla ateş etmek veya izinsiz patlayıcı madde kullanmak
şeklinde seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesi hâlinde suç tamamlanır.
Burada önemli olan husus, zarar sonucunun doğması şart olmadan, eylemin tehlike yaratmaya elverişli olmasıdır. Örneğin, kalabalık bir bölgede silahla ateş eden kişi kimseye zarar vermemiş olsa bile, toplum güvenliği için tehlike yarattığından dolayı suç oluşmuş kabul edilir.
Kuru Sıkı Tabanca ile Ateş Etme
Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, kuru sıkı tabanca fonksiyon itibarıyla ateşli silah sayılmamaktadır. Dolayısıyla bu tür tabancalarla yapılan eylemler, TCK m.170/1 kapsamında değerlendirilemez. Ancak eylem, kişilere yönelmiş bir korku veya tehdit içeriyorsa silahla tehdit (TCK m.106) kapsamında cezalandırılabilir. Kuru sıkı ile sadece havaya ateş etmek ise çoğunlukla Kabahatler Kanunu m.36 uyarınca idari yaptırıma konu olur.
Soyut Tehlike Suçu (TCK m.170/2)
Soyut tehlike suçlarında, somut bir tehlikenin doğması aranmaksızın, yalnızca tehlike ihtimalinin varlığı cezalandırılmaktadır. Bu kapsamda:
- Yangın tehlikesi yaratmak,
- Bina çökmesi tehlikesi yaratmak,
- Toprak kayması tehlikesi yaratmak,
- Çığ tehlikesi yaratmak,
- Sel veya taşkın tehlikesi oluşturmak
fiilleri cezalandırılmaktadır. Burada failin fiilinin gerçekten tehlike doğurup doğurmadığı aranmaz; fiilin tehlikeye yol açabilecek nitelikte olması yeterlidir.
Molotof Kokteyli ve Patlayıcı Maddeler
Molotof kokteyli gibi patlayıcıların kullanımı, çoğunlukla m.170/1-c kapsamında değerlendirilir. Eğer yangın çıkmamış, ancak yangın ihtimali doğmuşsa, bu durumda fiil m.170/2 kapsamında cezalandırılır. Eylem kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemeye yönelikse, fail ayrıca TCK m.265 (görevi yaptırmamak için direnme) kapsamında sorumlu tutulabilir.
Genel Güvenliği Tehlikeye Sokma Suçunun Diğer Suçlarla İlişkisi
Tek bir eylem hem genel güvenliği tehlikeye düşürme suçunu hem de başka bir suç tipini oluşturabilir. Bu durumda TCK m.44’te düzenlenen fikri içtima kuralı uygulanır ve fail yalnızca en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
Örnekler:
- Bir kimsenin evinin önünde havaya ateş ederek tehditte bulunmak, hem silahla tehdit hem de genel güvenliği tehlikeye sokma suçunu oluşturur. Bu durumda silahla tehdit daha ağır yaptırım içerdiği için fail yalnızca bu suçtan sorumlu tutulur.
- Evi kundaklamak, yalnızca genel güvenliği tehlikeye sokma değil, aynı zamanda mala zarar verme suçunu da doğurur. Burada da daha ağır yaptırım esas alınır.
Genel Güvenliği Tehlikeye Düşürme Suçunun Cezası
Somut Tehlike Suçu (TCK m.170/1)
Bu fıkra kapsamında suç işleyen kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Soyut Tehlike Suçu (TCK m.170/2)
Bu fıkra kapsamında işlenen suçlar için öngörülen ceza, 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Adli Para Cezası, Erteleme ve HAGB
TCK m.170/1 kapsamında verilen hapis cezaları, şartları oluştuğunda adli para cezasına çevrilebilir. TCK m.170/2’de ise mahkeme, hapis cezası veya adli para cezası seçeneklerinden birini doğrudan uygulayabilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi de kanuni şartlar dâhilinde mümkündür.
Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaşma
- Bu suç şikâyete tabi değildir; savcılık tarafından re’sen soruşturulur.
- Şikâyetten vazgeçme, kamu davasını ortadan kaldırmaz.
- Dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
- Uzlaşma kapsamında değildir.
Muhakeme Usulü ve Görevli Mahkeme
Bu suç bakımından bazı hâllerde seri muhakeme usulü uygulanabilir. Aksi takdirde genel yargılama usulü işletilir. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Yargıtay Kararları ve Uygulama Örnekleri
- Silahla belirli bir kişiye ateş edilmesi halinde, olayın niteliğine göre suç tehdit veya kasten yaralama olarak kabul edilir.
- Kavga sırasında havaya ateş etmek, çoğu kez silahla tehdit suçu kapsamında değerlendirilir.
- Kuru sıkı tabancayla ateş etmek, Kabahatler Kanunu kapsamında idari yaptırıma konu olur.
- Molotof atarak mala zarar verilmesi hâlinde, suç patlayıcı kullanarak mala zarar verme olarak nitelendirilir ve ayrıca genel güvenliği tehlikeye sokma suçundan ceza verilmesi hukuka aykırıdır.
- Polisin dur ihtarına uymayıp ateş edilmesi hâlinde, fiil görevi yaptırmamak için direnme suçu olarak değerlendirilir.
Sonuç
Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçu, bireylerin değil toplumun ortak güvenliğini korumaya yönelik bir düzenlemedir. Suçun oluşması için zarar meydana gelmiş olması gerekmez; tehlikenin doğması veya doğma ihtimali yeterlidir. Yargıtay uygulamaları, olayın amacına, kullanılan araca ve fiilin niteliğine göre değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle her olay ayrı ayrı değerlendirilmekte, çoğu zaman tehdit, yaralama veya mala zarar verme gibi suçlarla fikri içtima ilişkisi kurulmaktadır.
Bir Yorum Yap