Hukuki Makaleler

Suç İşlemeye Tahrik Suçunun Cezası

Suç işlemeye tahrik suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 214. maddesinde, “Kamu Barışına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Kanun koyucu bu hükümle, toplumun huzurunu ve kamu düzenini tehdit eden, bireyleri veya toplulukları suç işlemeye yönelten çağrıların önlenmesini amaçlamıştır. Bu düzenleme, kamu barışını koruma fonksiyonu nedeniyle yalnızca fiilen suç işlenmesini değil, bu yönde toplumsal bir risk doğurabilecek çağrıları da cezalandırma kapsamına almaktadır.

Suç İşlemeye Tahrik Suçu

TCK m. 214/1 hükmü, “Alenen suç işlemeye tahrikte bulunan kişi altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklindedir. Burada önemli olan husus, failin eyleminin aleni olması ve belirli olmayan bir topluluğu suç işlemeye sevk etme amacını taşımasıdır.

Maddenin ikinci fıkrası, daha ağır bir durumu düzenlemekte ve “Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik eden kişi, onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” demektedir. Bu hüküm, toplumun barış ve güvenliği için en ciddi tehlikelerden birine işaret etmektedir.

Ayrıca, üçüncü fıkrada, tahrik edilen suçların fiilen işlenmesi hâlinde tahrik edenin azmettiren sıfatıyla sorumlu tutulacağı hükme bağlanmıştır. Böylece failin sorumluluğu, yalnızca tahrik suçu ile sınırlı kalmayıp, işlenen suçun cezasına kadar uzanabilecektir.

Suç İşlemeye Tahrik Suçunun Unsurları

Hukuki nitelik açısından: Suç işlemeye tahrik, soyut tehlike suçu niteliği taşır. Yani bu suçun oluşabilmesi için tahrik edilen fiilin mutlaka gerçekleşmiş olması gerekmez. Toplumsal barışı tehdit edebilecek nitelikteki aleni çağrı, tek başına suçun oluşumu için yeterlidir.

Fail: Fail herkes olabilir. Özel bir sıfat aranmamaktadır. Ancak failin kastının, yani suç işlenmesini arzulama ve bu yönde bir irade ortaya koyma amacı taşıması gereklidir.

Mağdur: Bu suçta doğrudan mağdur bireyler değil, kamu düzeni ve toplum barışıdır. Dolayısıyla suçun mağduru, birey değil toplumun kendisidir.

Aleniyet: Failin çağrısı, belirsiz bir kitleye yönelmiş olmalı ve toplumda duyulabilir nitelikte bulunmalıdır. Toplumun görmeyeceği veya işitmeyeceği şekilde yapılan bireysel telkinler bu kapsamda değerlendirilemez.

Tahrik konusu fiilin suç niteliği: Failin yönlendirdiği fiilin mutlaka kanunda suç olarak düzenlenmiş olması gerekir. Kabahat teşkil eden davranışlar tahrik suçunu oluşturmaz.

Objektif elverişlilik: Söylenen sözlerin veya yapılan hareketlerin, objektif olarak bakıldığında insanları suç işlemeye yöneltme ihtimali bulunmalıdır. Sözlerin tahrik niteliği, failin niyetinden ziyade objektif değerlendirmeyle belirlenir.

Diğer suçlarla ilişkisi: Suç işlemeye tahrik, TCK’nın 216. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan ayrılır. Ayrıca belirli bir kişiye yönelik somut eylem çağrısı yapılmışsa bu durum artık azmettirme kapsamında değerlendirilir.

Suçun Basın ve Yayın Yoluyla İşlenmesi

TCK m. 218, suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezayı yarı oranında artırmaktadır. Bu hüküm, özellikle günümüzde sosyal medya, televizyon, gazete ve internet platformları aracılığıyla yapılan açıklamaların geniş kitlelere ulaşması nedeniyle büyük önem taşır.

Bununla birlikte, haber verme amacı taşıyan yayınlar veya eleştiri sınırlarını aşmayan açıklamalar, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığından suç oluşturmaz. Burada dikkat edilmesi gereken, yapılan açıklamanın suç işlemeye teşvik boyutuna ulaşıp ulaşmadığıdır.

Adli Para Cezası, Erteleme ve HAGB

Adli para cezası: Suç işlemeye tahrik nedeniyle hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya altında kaldığında mahkeme, cezayı adli para cezasına çevirebilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): Eğer hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az ise, diğer şartların varlığı halinde HAGB uygulanabilir. Bu durumda sanık belli bir süre denetime tabi tutulur, sürede yükümlülüklere uyarsa ceza hiç doğmamış sayılır.

Erteleme: Yine cezanın 2 yıl veya altına hükmedilmesi halinde, fail hakkında cezanın ertelenmesi mümkündür. Erteleme, sanığın cezaevine girmesini önleyen, fakat belli yükümlülüklere bağlı olan bir infaz yöntemidir.

Şikâyet Süresi ve Zamanaşımı

Bu suç şikâyete tabi değildir. Cumhuriyet savcısı, herhangi bir şikâyet olmaksızın resen soruşturma başlatabilir.

Şikâyetten vazgeçme, davanın düşmesine yol açmaz. Çünkü bu suçta esas olan toplum barışıdır.

Dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre dolduğunda dava açılamaz veya açılmış dava düşer.

Uzlaşma

Uzlaşma kapsamında değildir. Dolayısıyla fail ile mağdur arasında uzlaşma sağlansa dahi, dava devam eder.

Görevli Mahkeme

Suç işlemeye tahrik suçuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Yargıtay Kararlarından Örnekler

  • Somut eylem çağrısı içermeyen sözler: Seçim sonrası yapılan genel nitelikteki tehditkâr açıklamalar, TCK 214 kapsamında suç işlemeye tahrik sayılmıştır. (Yarg. 9. CD, 2010/12518 K.)
  • Sosyal medya paylaşımları: Şiddet içermeyen, eleştiri sınırlarını aşmayan açıklamalar ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmiştir. (Yarg. 8. CD, 2023/5735 K.)
  • Belirli kişilere yönelik yönlendirme: Belirli kişilerin somut suç işlemesine çağrı yapılmışsa, bu durumda azmettirme hükümleri uygulanır.
  • Basın açıklamasına katılım: Tahrik içeren basın açıklamasına katılıp destek verilmesi, suç işlemeye tahrike yardım kapsamında değerlendirilmiştir. (Yarg. 16. CD, 2017/535 K.)

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Suç işlemeye tahrik suçu nedir?
Belirsiz bir topluluğu suç işlemeye çağıran, yönlendiren veya teşvik eden aleni beyan ve davranışlardır.

Bu suçun cezası nedir?
Genel haliyle 6 aydan 5 yıla kadar hapis; halkın bir kısmını diğerine karşı silahlandırarak öldürmeye tahrik durumunda ise 15–24 yıl hapis öngörülür.

Suçun işlenmesi şart mı?
Hayır. Bu suç tehlike suçu niteliğinde olup, fiilen suç işlenmese de aleni tahrik yeterlidir.

Tahrik ile azmettirme arasındaki fark nedir?

  • Tahrik: Belirsiz topluluklara yöneliktir.
  • Azmettirme: Belirli bir kişiye, belirli bir suçu işlemesi yönünde yönlendirmedir.

Basın yoluyla işlenirse ceza artar mı?
Evet. TCK m. 218 gereğince basın ve yayın yoluyla işlendiğinde ceza yarısına kadar artırılır.

Eleştiri yapmak suç mu?
Hayır. Haber verme ve eleştiri amacıyla yapılan açıklamalar, suç işlemeye teşvik niteliği taşımıyorsa suç oluşturmaz.

Adli para cezasına çevrilebilir mi?
Evet. Hapis cezası 1 yıl ve altındaysa para cezasına çevrilebilir.

HAGB uygulanabilir mi?
Evet. Hapis cezası 2 yıl veya altında ise ve koşullar uygunsa HAGB kararı verilebilir.

Erteleme imkânı var mı?
Evet. 2 yıl veya altındaki cezalar için erteleme mümkündür.

Şikâyete tabi midir?
Hayır. Bu suç, savcılık tarafından resen soruşturulur.

Zamanaşımı süresi ne kadardır?
8 yıldır. Bu süre içerisinde soruşturma ve kovuşturma yapılabilir.

Uzlaşmaya tabi midir?
Hayır. Bu suç uzlaşma kapsamına girmez.

Görevli mahkeme hangisidir?
Yargılamalar Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılır.

Sosyal medya paylaşımları bu suçu oluşturur mu?
Eğer paylaşım belirsiz bir kitleye suç işleme çağrısı niteliğindeyse suç oluşur. Ancak yalnızca eleştiri veya düşünce açıklaması varsa suç sayılmaz.

Tahrik edilen suç işlenirse ne olur?
Bu durumda fail, azmettiren sıfatıyla işlenen suçun cezasından sorumlu tutulur.

Bu suç ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik arasındaki fark nedir?

  • 214. madde: Suç işlemeye yöneltme.
  • 216. madde: Toplumu kin ve düşmanlığa sevk etme.

Hangi örnekler suç sayılabilir?

  • Toplum önünde “gidin şu binayı yakın” şeklinde çağrı yapmak.
  • Sosyal medya üzerinden “şu grubu öldürün” gibi açık suç yönlendirmeleri.

Hangi örnekler suç sayılmaz?

  • Bir devlet politikasını eleştirmek.
  • Toplumsal olayları sert bir dille yorumlamak ancak doğrudan suç çağrısı yapmamak.

Bu suçun mağduru kimdir?
Doğrudan mağdur toplumun kendisidir. Bireysel bir kişi mağdur kabul edilmez.

Mahkeme hangi kriterlere bakar?
Mahkemeler, söz ve davranışların objektif olarak suç işlemeye yöneltme elverişliliğini araştırır.

Sonuç

Suç işlemeye tahrik suçu, toplumsal barışın korunmasına hizmet eden önemli bir düzenlemedir. Bu suç, yalnızca fiilen suç işlenmesini değil, toplumu suça yönlendirme riskini dahi cezalandırmaktadır. Özellikle sosyal medya ve basın yayın araçlarının yaygınlığı dikkate alındığında, bireylerin bu alandaki sorumlulukları daha da önem kazanmaktadır. Yargıtay kararları, tahrik ile azmettirme arasındaki çizginin, ifade özgürlüğü ile suç çağrısı arasındaki sınırın dikkatle belirlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, kamu barışını bozmaya elverişli aleni çağrılar her zaman ciddi hukuki sonuçlar doğurur ve ağır yaptırımlarla karşılaşma ihtimali bulunmaktadır.

Bir Yorum Yap