Ceza hukukunda kanunilik ilkesi gereği, bir fiilin suç sayılıp sayılmayacağı ve hangi yaptırımla karşılaşılacağı, kural olarak fiilin işlendiği anda yürürlükte bulunan maddi ceza kanununa göre belirlenir. Aleyhe kanunun geçmişe yürümesi yasağı bu ilkenin zorunlu sonucudur; buna karşılık lehe kanunun geçmişe yürümesi kabul edilmiştir. 5237 sayılı TCK m. 7, bu temel prensipleri sistematik biçimde düzenler. Maddede ayrıca geçici/süreli kanunlar ile infaz rejimi ve ceza muhakemesi bakımından hemen uygulama yaklaşımı benimsenmiştir.
TCK m.7 Nedir?
TCK m.7, suç ve ceza ilişkisini zaman bakımından kuran çerçeve hüküm niteliğindedir. Buna göre:
- (1) Fıkra: Fiil işlendiği tarihte suç değilse kimseye ceza ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Sonradan çıkan kanun, fiili suç olmaktan çıkarırsa daha önce verilmiş mahkûmiyet ve tedbir kararlarının infazı ve kanuni sonuçları kendiliğinden kalkar.
- (2) Fıkra: Fiilin işlendiği anda yürürlükteki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklı hükümler içeriyorsa, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
- (3) Fıkra: Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrür hariç olmak üzere infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır.
- (4) Fıkra: Geçici veya süreli kanunlar, yürürlükte oldukları süre içinde işlenen suçlarda uygulanmaya devam edilir.
Bu yapı, bir yandan geriye yürüme yasağını korurken diğer yandan lehe kanun ilkesini güvenceye alır ve infaz–usul alanlarında hemen uygulamayı vurgular.
TCK Madde 7 Gerekçesi
Maddenin gerekçesi, lehe kanun ilkesinin muhafazasını esas alır. Usul hükümlerinin, kesinleşmiş hükümler de dahil olmak üzere, lehe yeni kanunun nasıl uygulanacağını gösterecek ölçüde yeterli olduğu kabul edilmiştir. Birden fazla kanun değişikliğinin söz konusu olduğu durumlarda, hangi düzenlemenin daha lehe olduğu bütün hükümler karşılaştırılarak belirlenir.
Üçüncü fıkrada güvenlik tedbirleri açısından infaz usulü yönünden hüküm zamanındaki kuralların geçerliliği vurgulanır; böylece tedbirlerin iyileştirme fonksiyonu öne çıkar.
Süreli/geçici kanunlar bakımından ise, bu tür düzenlemelerin yürürlükte bulundukları dönemde işlenen fiillere uygulanmaya devam edilmesi, adalet, kamu yararı ve caydırıcılık bakımından zorunlu görülmüştür. Aksi halde, söz konusu kanunların etkinliği azalabilir. Elbette zamanaşımı hükümleri bu suçlar için de geçerlidir.
Ceza Hukukunda Zaman Bakımından Uygulama İlkeleri Nedir?
Zaman bakımından uygulama alanında üç temel eksen öne çıkar: hemen uygulama, geriye yürüme yasağı ve lehe kanunun geçmişe yürümesi. Bunlar beraber okunduğunda, failin hukuki güvenliği ile ceza adaleti arasındaki denge kurulmuş olur.
Hemen Uygulama
Hemen uygulama (derhal uygulama), yürürlüğe giren bir kanunun, yürürlükte bulunduğu dönemdeki işlemler ve infaz aşaması için anında geçerlilik kazanmasıdır. Bu ilke özellikle ceza muhakemesi ve infaz alanında belirgindir. Ceza muhakemesi kuralları kural olarak geriye yürümez; yeni usul hükümleri yürürlüğe girdikleri andan itibaren hemen uygulanır. İnfaza ilişkin düzenlemeler için de ilke aynıdır; ancak TCK m.7/3 uyarınca hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrür hükümleri bu kapsamın dışındadır.
Güvenlik tedbirleri bakımından da hemen uygulama temel kuraldır; fakat aleyhe sonuç doğuracak bir güvenlik tedbiri geçmişe yürütülemez, lehe ise uygulanabilir. Böylelikle maddi ceza hukuku ile infaz hukuku arasında dengeli bir geçiş sağlanır.
Geriye Yürüme Yasağı
Geriye yürüme, yeni kanunun yürürlüğe girmeden önceki fiillere uygulanmasıdır. Kanunilik ilkesi gereği, aleyhe kanun geçmişe yürütülemez. Bu nedenle, fiil işlendiği tarihte suç değilse, sonradan suç sayılması cezalandırma imkânı vermez. Aynı şekilde, ceza artırımı veya yeni yaptırımlar öngören düzenlemeler de geçmişe etkili kılınamaz.
Lehe Kanunun Geriye Yürümesi
Lehe kanun ilkesi geriye yürüme yasağının istisnasıdır. Sonradan yürürlüğe giren kanun daha hafif sonuçlar öngörüyor ya da fiili suç olmaktan çıkarıyorsa, bu lehe hükümler geçmişe yürür. Bu etki yalnızca kovuşturma aşamasında değil, infaz sırasında dahi devreye girebilir: Mahkûmiyetin infazı sürerken lehe değişiklik yapılmışsa, infaz rejimi lehe sonuca göre uyarlanır, mahkûmiyetin kanuni sonuçları da buna göre kendiliğinden kalkar veya hafifler.
Lehe Kanunun Belilenmesi
Lehelik somut olay yönünden, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümlerinin birlikte uygulanıp sonuçlarının karşılaştırılması ile belirlenir. Aşağıdaki değişiklikler tipik olarak lehe kabul edilir:
- Fiilin suç olmaktan çıkarılması,
- Zamanaşımı sürelerinin kısalması,
- Fiilin şikâyete bağlı hâle getirilmesi,
- Suçun oluşum şartlarının daraltılması ya da ağırlaştırıcı unsurların kaldırılması,
- Önödeme kapsamının genişlemesi,
- Hapis yerine adlî para cezası veya daha düşük yaptırım öngörülmesi,
- Aynı tür cezalar için alt/üst sınırların azaltılması ya da miktarın düşürülmesi.
Bu değerlendirme soyut değil, somut olay temelinde ve tam karşılaştırma yöntemiyle yapılır.
Mahkeme İçtihatları Geriye Yürür Mü?
Geriye yürüme yasağı kanunlar için geçerlidir; içtihatlar açısından aynı katılıkta bir yasak öngörülmemiştir. Bununla birlikte, içtihadı birleştirme kararlarının lehe değişmesi, kural olarak geçmişe etki doğurmaz. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları da geriye yürümez; ancak iptal kararının yürürlüğe giriş tarihi ve geçiş hükümleri ayrı değerlendirilir. Temel nokta, lehe kanun ilkesinin kanun metinleri üzerinden işletilmesidir.
İleriye Yürüme
İleriye yürüme, yürürlükten kalkmış bir kanunun, kaldırılmasından sonra işlenen fiillere uygulanması anlamına gelir ki, ceza hukukunda kabul edilmez. Fiil, işlendiği andaki yürürlükteki kanuna tâbidir; artık yürürlükte olmayan bir kanuna dönülerek yaptırım uygulanamaz.
TCK Madde 7 Zaman Bakımından Uygulama Yargıtay Kararları
Yargı uygulaması, lehe kanunun belirlenmesi ve hemen uygulama eksenlerinde önemli ilkeler ortaya koymuştur. Aşağıdaki karar özetleri, TCK m.7’nin somut olaylarda nasıl uygulandığını göstermektedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2015/9997 E. ve 2015/21651 K. Sayılı Kararı
Kararda, lehe kanunun tespiti için önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp sonuçlarının karşılaştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Suç tarihi esas alınarak eski kanun hükümleri ile sonradan yürürlüğe giren TCK hükümleri birlikte değerlendirilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacağı belirtilmiştir. Böylece tam karşılaştırma yönteminin zorunluluğu teyit edilmiştir.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2019/31998 E. ve 2019/14003 K. Sayılı Kararı
Bu kararda, sonraki kanun değişikliği ile suçun unsurlarının farklılaştığı, somut eylemin artık suç oluşturmadığı kabul edilerek TCK m.7’deki lehe kanun ilkesine dayanılmış ve beraat gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Mesaj, kanun değişikliğinin tipiklik üzerinde yarattığı etkiyi dikkatle irdeleme gereğidir.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi’ni 2015/33546 E. ve 2017/6424 K. Sayılı Kararı
Burada, sonraki düzenleme ile belirli bir hakka tecavüz fiilinin suç olmaktan çıkarıldığı durumda, TCK m.7/1 gereği cezalandırma imkânının kalkacağı vurgulanmıştır. Böyle bir durumda lehe kanun ilkesi uyarınca beraat isabetli görülmüştür.
Tekerrür Hükümleri Bakımından Derhal Uygulama İlkesinin Geçerli Olmadığı Yargıtay Kararı
Tekerrür, TCK m.7/3 gereği hemen uygulama kapsamının dışındadır. Bu nedenle, tekerrüre ilişkin aleyhe sonuçlar geçmişe yürütülemez; lehe olanın uygulanması gerekir. Böylece mükerrirlere özgü infaz rejimi de sırf yeni kanun aleyhe ise geriye yürümez.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2012/25368 E. ve 2012/43977 K. Sayılı Kararı
Karar, tekerrür hükümlerinin infaz rejimi kapsamında sayılsa da hemen uygulama prensibinin tekerrür bakımından geçerli olmadığını belirtir. Bu bağlamda, sanık lehine olan düzenleme tercih edilmeli, aleyhe sonuç doğuran yeni tekerrür rejimi geçmişe yürütülmemelidir.
Lehe Kanunun Önceki ve Sonraki Kanunlar Karşılaştırılarak Belirlenmesi Gerektiği Yargtay Kararı
Lehelik saptanırken parça parça seçme yapılmaz; bütüncül karşılaştırma zorunludur. Önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanıp, ortaya çıkan nihai sonuçlar kıyaslanarak hangisinin lehe olduğu belirlenir. Gerektiğinde duruşma açılarak ilgilinin dinlenmesi sağlanmalıdır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2015/10445 E. ve 2015/22606 K. Sayılı Kararı
Bu içtihat, lehe kanun tespitinin usul yönünden de özenle yapılmasını ister. Lehe değerlendirme, yeni kişiselleştirme imkânları doğurmuşsa, duruşma yapılarak hükümlünün haberdar edilmesi ve savunma hakkının temini zorunludur. Aksi halde karar usul yönünden sakatlanır.
Lehe Hüküm İçermeyen Kanunun Geriye Yürümemesi ile İlgili Yargıtay Kararları
Lehe hüküm taşımayan ve olay tarihinde yürürlükte bulunmayan bir kanunun sonradan uygulanması TCK m.7’ye aykırıdır. Aleyhe sonuç doğuracak yeni düzenlemelerin geçmişe yürütülmesi mümkün değildir; suç tarihi itibarıyla yürürlükteki kanun esas alınmalıdır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2015/26674 E. ve 2019/37224 K. Sayıı Kararı
Somut olayda, suç tarihinde uygulanması gereken özel kanun hükümleri dururken, sonradan yürürlüğe giren ve lehe olmayan başka bir kanunun uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. Vurgu, suç tarihine ve lehelik denetimine sadakattir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2015/8655 E. ve 2018/7015 K. Sayılı Kararı
Karar, eşyanın niteliği ve suç tarihi gözetilerek doğru kanunun belirlenmesi gerektiğini, lehe hüküm içermeyen sonradan yürürlüğe giren kanuna dayanılarak hüküm kurulamayacağını teyit eder.
Sonraki Yasa ile Fiil Suç Olmaktan Çıkmasa Bile Lehe Hükümler İçeriyorsa Sonraki Yasanın Uyulanacağı Yargıtay Kararı
Lehe kanun yalnızca fiilin suç olmaktan çıkması hâlinde değil, fiil suç olmaya devam etse bile daha hafif yaptırımlar veya sanık lehine sonuçlar öngörüyorsa da uygulanır. Esas olan, somut olayda lehe sonuç doğuracak bütünsel karşılaştırmadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2005/4MD-44 E. ve 2005/83 K. Sayılı Kararı
Bu içtihat, iki ayrı kanun döneminde de suç olarak tanımlanan bir eylemde dahi, sonraki kanunun getirdiği yeni unsurlar ve hükümlerin lehe olup olmadığının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Lehe kanun saptaması olay bazlı ve tam karşılaştırma ile yapılmalıdır.
İnfaz Rejimine İlişkin Hükümlerin Derhal Uygulanması ile İlgili Yargıtay Kararı
TCK m.7/3 çerçevesinde, infaz rejimine dair hükümler derhal uygulanır; ancak ertelenme, koşullu salıverilme ve tekerrür bu kapsamın dışındadır. Aleyhe sonuç doğuracak mükerrirlere özgü infaz gibi uygulamalar geçmişe yürütülemez.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2010/3386 E. ve 2013/3318 K. Sayılı Kararı
Kararda, infaz rejimi ile ilgili aleyhe bir uygulamanın, suç tarihinde yürürlükte olmaması hâlinde geçmişe yürütülemeyeceği belirtilmiştir. Derhal uygulama ilkesi, aleyhe sonuç yaratacak biçimde genişletilemez.
Zamanaşımının Geçmişe Yürümesi ile İlgili Yargıtay Kararı
Zamanaşımı alanında da lehe kanun ilkesi gözetilir. Daha kısa zamanaşımı süresi öngören eski veya yeni kanun hükmü, somut olayda fail lehine ise uygulanır. Yargılama sürecindeki durma ve kesilme hâlleri de lehe sonuç denklemi içinde dikkatle hesaplanmalıdır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2017/21076 E. ve 2018/705 Sayılı Kararı
Bu karar, zamanaşımı süresinin belirlenmesinde suç tarihindeki lehe düzenlemelerin esas alınmasını, olağanüstü zamanaşımı ve durma sürelerinin hesaba katılmasını zorunlu görmüş; lehe sürenin dolduğu hâllerde yargılamaya devam edilmesini hukuka aykırı saymıştır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kurumunun Lehe Değerlendirilmesi ile İlgili Yargıtay Kararı
HAGB karma yapısı gereği maddi ceza hukuku sonuçları doğurur. Bu nedenle, sonradan getirilen kısıtlamalar sanık aleyhine olacak şekilde geçmişe uygulanamaz. Lehe değerlendirme, suç tarihi ve kesinleşme tarihlerine duyarlı biçimde yapılmalıdır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2018/7886 E. ve 2018/19337 K. Sayılı Kararı
Karar, HAGB yönünden lehe kanun değerlendirmesinin suç ve karar tarihleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini ortaya koymuştur. Sonradan getirilen sınırlamalar, önceki kesinleşmiş HAGB kararları yönünden aleyhe biçimde uygulanamaz.
Bu çerçevede TCK m.7, kanunilik, hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve ceza adaleti ilkelerini aynı potada eriten bir denge normudur: Aleyhe geçmişe yürüme reddedilir, lehe geçmişe yürüme kabul edilir, infaz ve usul alanlarında ise hemen uygulama temeldir. Somut olaylarda lehelik mutlaka tam karşılaştırma yöntemiyle ve yalnızca kanun hükümleri üzerinden belirlenmelidir.
Bir Yorum Yap